Arama sonuçlarınız

  1. S

    Gökbilimine Meraklı Padişah - Serdar Yıldırım

    GÖKBİLİMİNE MERAKLI PADİŞAH Bundan yıllarca önce gökbilimine meraklı bir padişah yaşarmış. Vaktinin çoğunu sarayın yanına inşa ettirdiği gözlemevinde geçirirmiş. O zamana kadar gökyüzü, yıldızlar, uzay, astronomi hakkında yazılmış ne kadar kitap, çizilmiş ne kadar harita varsa bunları mutlaka...
  2. S

    Fırçala Dişlerini Şükrü - Serdar Yıldırım

    FIRÇALA DİŞLERİNİ ŞÜKRÜ “ Yaşasın! Şükrü yine çikolata yemeye başladı. Biz sevinmeyelim de kimler sevinsin. Aramıza yeni arkadaşlar katılacak. Çalışmalarımız daha bir hızlanacak. İyi ki Şükrü ağız sağlığının, dişleri korumanın, diş fırçalamanın önemini bilmiyor. Bilseydi biz burada Şükrü’nün...
  3. S

    Gezgin Şehmuz İle Fakir Padişah - Serdar Yıldırım

    GEZGİN ŞEHMUZ İLE FAKİR PADİŞAH Gezgin Şehmuz geze geze yoklar, yoksulluklar ülkesine varmış. Gezdikçe, insanların nasıl bu kadar yoksul olduklarına şaşırıp kalmış. Giydikleri elbiseler eski, yamalı, yırtık pırtıkmış. Ayaklarında ise, birer tahta çarık, yalın ayak dolaşanlar bile varmış...
  4. S

    Zavallı Çoban - Serdar Yıldırım

    ZAVALLI ÇOBAN Bundan yıllarca önce, köyün birinde yetim bir çoban yaşarmış. Anası, babası, kimi kimsesi yokmuş. Sabahları gün ağarırken kalkar, ekmeğini, soğanını, peynirini, kavalını torbasına koyar, koyunlarını evinin yanındaki ağıldan çıkarır, eline sopasını alır, köpeği Karabaş’ la birlikte...
  5. S

    Karagöz İle Hacivat: Dilenci Hacivat

    KARAGÖZ İLE HACİVAT: LEYLEK Mart ayının ortası. Kar yeni kalkmış. Ortalık ayaz, hava buz gibi. Karagöz nicedir işsiz. Kazağını, paltosunu eskiciye satmış. Yarı aç, yarı tok. Üstünde bir fanila, bir mintan. Soğuk havada iş bulmak için gezerken, dişlerinin takırtısı Uludağ'dan duyuluyor. Karagöz...
  6. S

    Karagöz İle Hacivat: Dilenci Hacivat

    DİLENCİ HACİVAT Hacivat tüccarın biriyle ortak olur. Birlikte mal alıp satmaya başlarlar. İlk zamanlar işler iyi gider, sonradan bozulur. Bir sabah erkenden tüccar çıkagelir ve Hacivat'a iflas ettiklerini, elde avuçta birşey kalmadığını söyler. Hacivat parasız ve çaresiz kalır, evine ekmek...
  7. S

    Keloğlan İle Pamuk Prenses - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN BİR KESE ALTIN Keloğlan kasabaya giderken bir kese altın bulmuş. Pazar yerine varınca, yolda bir kese altın buldum, sahibini ararım, demiş. Herkes, kese benimdir, ben düşürdüm. İçi altın doluydu, diyerek öne çıkmış. Bunun üzerine Keloğlan keseyi kimseye vermemiş. Kolcubaşına gitmiş...
  8. S

    Keloğlan İle Pamuk Prenses - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN ELMASI Bir varmış, bir yokmuş. Var olan varmış da, yok olan neymiş? Sert bir rüzgar esmiş, dalları eğmiş. Bir Keloğlan varmış. Fikirde, düşüncede hürmüş. Ancak bu Keloğlan çok tembelmiş. Evde yan gelir yatar, keyfine bakarmış. Anası bir gün Keloğlan'a demiş ki: " A oğlum, evde yatıp...
  9. S

    Keloğlan İle Pamuk Prenses - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN VE DAĞCILAR Anadolu'da bir Keloğlan varmış. Hayatı ortadan ikiye yarmış. Bir yarısını Marmara'ya atmış. Diğer yarısını dağa fırlatmış. * * * * Deniz Marmara'ymış, dağ Uludağ'mış. Kış günü Uludağ kar-buz kaplıymış. Dağdaki aç kurtlar köylere inmiş. Keloğlan korkudan evine sinmiş. * *...
  10. S

    Keloğlan İle Pamuk Prenses - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN VE PİNOKYO Bir varmış, iki varmış. Üç varmış, beş varmış. Dört yokmuş. Dört kere dört yirmi dört eder desem burnum uzar mı? Yalan söyledim diye okuyucu bana kızar mı? Keloğlan bir gün Pinokyo ile karşılaşmış. Pinokyo çok hareketliymiş, hemen atılmış. Keloğlan'ın elini sıkmış: " Vay...
  11. S

    Keloğlan İle Pamuk Prenses - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN İLE PAMUK PRENSES İki yürür, bir koşarım. Gezer, dağlar aşarım. Yatıp dinlenmek varken, Tarlada çalışana şaşarım. Böyle deyip duran Keloğlan yıllardan bir yıl tarlalarda, bahçelerde çalışmış, toprak kazmış, tohum atmış, sulamış, ürün almış, hasat etmiş, satmış. Keloğlan'ın kesesi altın...
  12. S

    Keloğlan Dört Haramiler - Serdar Yıldırım

    YUMURTACI KELOĞLAN Bir varmış, iki yokmuş. Eski zamanlarda bir Keloğlan varmış. Tembellikte, sakarlıkta üstüne yokmuş. Evlerinin bahçesindeki kümesin karşısında bütün gün yan gelir yatar, tavukları seyredermiş. Sadece seyretse iyi, tavuklara taş atar, onları korkutur, bağırmalarını, kaçışlarını...
  13. S

    Keloğlan Dört Haramiler - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN ÇATALTEPE TEKFURU'NA KARŞI Günler geçer, aylar geçer, aylar geçer, taylar geçer. Aradan yüzyıllar geçse de bu masalı okuyan baylar, bayanlar geçer. Bu masalı okuyanın Yaşı kaç olursa olsun, İyilik sırdaşı olsun, Yüreği sevgiyle dolsun. Masal Keloğlan masalı ama önce Keloğlan'ı değil...
  14. S

    Keloğlan Dört Haramiler - Serdar Yıldırım

    AVCI KELOĞLAN Bir varmış, pir varmış, pir nereye varmış? Pir nereye varmışsa pire de oraya varmış. Daha sonra pir pireyi toprağa dikmiş. Pire toprakla birleşmiş. Pir kaçmış, pireyle toprak kovalamış. Toprak yaprağa dönüşünce pire yalnız kalmış. Bu sefer pireyle yaprak kaçmış, pir kovalamış...
  15. S

    Keloğlan'ın İkizi - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN DENİZDEN BABAM ÇIKTI Geçmiş zamanlarda bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan'ın bir de anası varmış. Başka kimi, kimsesi yokmuş. Keloğlan dağda, bayırda gezen, dereden, gölden su içen, işsiz, güçsüz bir gençmiş. Anası yat deyince yatar, kalk deyince kalkarmış. Sabahları tarhana çorbası...
  16. S

    Keloğlan'ın İkizi - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN KARGA VE SUCUKÇU ARİF Başlarında baba yok ya, senenin birinde Keloğlan ile anası epey yokluk çekmişler. Kış yaklaşıyormuş ama kiler bomboşmuş. Sabah, akşam tarhana çorbası içe içe Keloğlan’ın ağzında yara çıkmış. Bir de acıyormuş o yara ki, sormayın gitsin. Kısacası yoksulluk batağına...
  17. S

    Keloğlan'ın İkizi - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN CENGİZ HAN'IN HAZİNESİ Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. İş bulup çalışmaz, gezer dururmuş. Yolda gördüğü kedileri, köpekleri kovalarmış. Sincaplara taş atar, ördeklerin peşinden bağırır, onların kaçışlarına bakarak eğlenirmiş. Keloğlan bir gün methini çok duyduğu Cengiz...
  18. S

    Keloğlan Düdük Helva - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN PADİŞAHIN OYUNU Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Tilkilerin kümeslerden uzak durduğu, farelerin kedilerden korkmadığı bir devirde yaman mı yaman bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan dağ-taş gezermiş, soğuk sulardan içermiş. Anasıyla birlikte karınca...
  19. S

    Keloğlan Düdük Helva - Serdar Yıldırım

    KELOĞLAN İLE DAĞ ASLANI Bir varmış iki yokmuş, üç varmış beş yokmuş. Evvel zamanda Keloğlan'la anası varmış. Keloğlan küçükken çalışmayı sevmezmiş, büyüdükçe çalışmayı sevmemeye devam etmiş. Evde yatar uyurmuş, tarlaya gitse uyurmuş. Bir gün anası Keloğlan'a kızmış: " Oğlum, on koyunumuz var...
  20. S

    Keloğlan Düdük Helva - Serdar Yıldırım

    BEBEK KELOĞLAN Bakla, ye bakla at takla Limon, ye limon denizde somon Kavun, ye kavun derdinle avun Soğan, ye soğan gece yarısı Keloğlan'dır doğan. Ebe, oğlan doğdu der, sofada dokuz doğuran babaya. Baba koşar evinde on sekiz doğuran dedeye. Baba, oğlum oldu, baba oldum, der. Dede ayağa...
Geri
Üst